“Dinimiz tüp bebek uygulamasına nasıl bakar? Caizse hangi şartlarda caizdir?”

“Dinimiz tüp bebek uygulamasına nasıl bakar? Caizse hangi şartlarda caizdir?”

DÜRÜSTLÜĞÜ GEREKTİREN BİR KONU  

Tüp bebek uygulaması ancak kadın kendi kocasının spermleri için bizzat kendisi donörlük yaparsa, ancak bu durumda caiz olur. Şüphesiz bu işi, güvenilir ve uzman yetkililerin çalıştığı tıp kurumlarında, yalnız nikâh sahibi karı koca arası bir işlem olarak yapmalıdır.

Fakat bu işlemin güvenilir kurumlarda yapılması zorunludur. Çünkü konu gerek mahremliği, gerek ahlâkî ve hukûkî boyutuyla “hîleyi ve yanlışlığı” asla kaldırmayan ve kesinlikle dürüstlüğü gerektiren bir konudur.

Eğer ilgili tıp kurumunun bilerek veya bilmeyerek yanlış sperm veya yanlış yumurta uygulayabileceği şüphesi ve tereddüdü varsa, bu durumda; kurumun, yalnız kocanın spermini yalnız kadının yumurtasına uyguladığını tıbbî ve güvenilir test ve tekniklerle belgelemesi istenir. Aksi takdirde, uygulamaya girilmez.

***

Allah’tan hayırlı bir çocuk istemek için fiilî ve kavli olmak üzere gerekli duâmızı yaparız. Bunun için sebeplere müracaat ederiz. Bu iş için gerekiyorsa doktora gideriz. Tıbbın imkânlarına başvururuz. Gerekiyorsa ve tıp ilmi tavsiye ediyorsa, tıbbın tüp kanalıyla yaptığı çalışmalara da, karı-koca arasında uygulanacak biçimde müracaat ederiz. Fakat bütün bu sebepleri, bir fiilî duâ hâli olarak görür; şifayı ve çocuğu Allah’tan bekleriz. Bu şekilde tevhid ve tevekkül inancımızı zedelemekten de sakınmış oluruz.

***

SEBEPLERE TEŞEBBÜS EDERKEN  

Öte yandan, biliyoruz ve iman ediyoruz ki, çocuk Allah’ın takdiri, tasvibi, taksimi ve hikmeti neticesinde ihsan edilir. Çocuğu Allah’tan başka ihsan eden olmaz. Bunun için bize düşen, sebeplere teşebbüs ederken, tevhid ve tevekkül inancımızı sarsmamaktır. Bizim vazifemiz budur. Takdir Yüce Allah’ındır. Sebeplere teşebbüs ederken, sebeplere makam vermeyeceğiz, sebepleri mal sahibi zannetmeyeceğiz, sebepleri ana sebep görmeyeceğiz.

Üstad Said Nursî Hazretleri’ne göre sebepleri şöyle anlamamız gerekir:

1- Sebepler, Allah’ın kudret perdesidir. 1

2– Sebepler, muradımıza ermek için Cenâb-ı Hakk’ın razı olduğu bir fiilî duâ hâlidir. 2

O halde sebeplere, imanımızla uyuşmayan, tevhid inancımızla örtüşmeyen bir üçüncü anlam yükleyemeyiz. Yani sebepleri işi temelinden çözen bir merci olarak göremeyiz. Biz hangi tür sebeplere başvurmuş olursak olalım, sonucun yine Allah’ın takdiriyle ve hikmetiyle alınacağını bilmeli ve Allah’ın takdirine teslimiyetimizi korumalıyız.

Öyleyse, Allah’tan hayırlı bir çocuk istemek için fiilî ve kavli olmak üzere gerekli duâmızı yaparız. Bunun için sebeplere müracaat ederiz. Bu iş için gerekiyorsa doktora gideriz. Tıbbın imkânlarına başvururuz. Gerekiyorsa ve tıp ilmi tavsiye ediyorsa, tıbbın tüp kanalıyla yaptığı çalışmalara da, karı-koca arasında uygulanacak biçimde müracaat ederiz. Fakat bütün bu sebepleri, bir fiilî duâ hâli olarak görür; şifayı ve çocuğu Allah’tan bekleriz.

Bu şekilde tevhid ve tevekkül inancımızı zedelemekten de sakınmış oluruz.

http://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/sebeplere-sarilirken-edepten-sapmayalim_471510